Doğum günün Kutlu olsun Dostum!...

Özlemin en güzel yanı, yüreğinin de özlenmesini bilmek. Konuşurken,dinlerken gözlerinin içine bakarak ben burdayım diyebilmek; özlemek!

Satır aralarına sıkıştırdığın ömrünün küflü sayfaları utanmadan birkez daha açabilmek demek özlemek.

Sorgusuz-sualsiz sevebilmek demek !

Heyecanlı yanlarına gülümseyebilmek,saatlerce dinleyebilmek, ağızından çıkıcak iki kelimeyi aynı anda söyleyebilmek demek... Anıların vuslatı olmamaksızın yâd edebilmek demek.

Ortaya yüreğini,canını,anılarını,kaybettiklerini,kazanmışlıklarını,

üzüntülerini,kırgınlıklarını,hasretlerini,aynı yola çıkan umutlarını, hayal ettiklerini,ayrılığın,sevginin binbir yüzünü,kaçamak bakışları,acı kahve gözleri kırk yıl geçsede üstünden silemeyecekleri bir dostluğun aynı karesiydik biz...

Benim adım hilâl onun ki ayça sözlükte anlamlar aynı, hayatta yürekler aynı, bir limanda gemiler aynı, gülüşüne ömrümüzü kurban edebileceğimiz hedefler aynı. Şimdi dostluğun hangi karesinden bakarsanız bakın herşey aynı. Bir fotorafa sığmayan on yılı aşkın bir sürecin, tam hedefiyiz. Dosluk kavramlarımız bu! Sıkışık başa omuz olmaktan çekinmedik ikimizde. Evet evet biraz hayırsızız biz iki adımlık yerde çok sık görüşemesekte biliriz ki farklı şehirlerde de olsak hem omuz omuzayızdır. Dostuz biz yediğimiz ekmek içtiğimiz su gibi severiz. Hatta abartayım konuyu biraz o incecik bir kız güzel ve zarif ben ise tam tersi, o bakışlarında duruluğu görülebilecek biri, benim ise nefret ışıldar hayata karşı gözlerimde.

Onun elleri kırılgan ve narin hayata tutunmaktan, benim ellerim ise tututanamaktan kısa parmaklı ve toplu. O kitap okumayı sever, ben kitap koklamayı, o renklidir, ben kopkoyu onun şiirlerinde aşk yazılır benim şiirlerimde yas. O baştan başlar hayata iradeli akıllı ve güçlüdür, ben ise baştan sıfıra çekerim hayatı; iki iki daha dört eder diye kimse kandıramaz beni. O net olanlara saygı duyar ve sahiplenir, benim için ise önemi yoktur söyleyene güvenmem yeterlidir doğru olmadığını bildiğim halde bile.

O mum ışığını sever ve mum ışığıyla yaktığı görülmüştür sigarasını, ben ise mumu yakıp söndürmeyi severim ve asla yakmam sigaramı.

O küçük dünyada mutlu olmayı seçer ben büyük dünyada mutsuz olmayı. O kaşını kaldırır konuşurken ben ise hiç başaramadım bunu.

O sırtını duvara vermeden oturamaz, ben ise kambur oturmaya fazlası ile alışığım.

O bacaklarını karnına çeker,ben bağdaş kurarım.

O yüreğini açabilir inandıklarına, ben ise yaralarım kanamasın diye açamam güvendiklerime.

O severse imkansızlıkları kaldırır ortadan ben seversem imkansızlıkları sunarım önüne. O sorun yaşamadan hayat ister, ben ise sorunun kökenini bulurum. O alttan almaz kabul etmediklerini,

ben sadece susarım.

Onun gözleri acı kahveye çalar, benim ki çoğu zaman kızıla.

Şimdi söylenecek ne kadar söz kaldı bilmiyorum ama biz bir yüreğin hiç bölünmeyeniydik. İmkansız olan arkadaşlığın dostluğa dönüştüğü karesiydik.

Anlayacağınız kaptan ; denizlere açılmak varsa bizim kaderimizde önce batması gerek varsa hayatta, benim için o batabilecek onun için ben ölücek durumdayım.

Şimdi dümen ikimizin yüreğinde. Görültülü bir arkadaşlığı dostluğa çevirmemizde, o dümeni iyi kullanmakta. Biz gemisi batan ama en son farelerin terk ettiği gemiler gibiyiz. Deniz altında olmak üzmez bizi sadece bizi kimin batırdığını bilelim.

Diyorum ya o ayça ben hilal sözlükte de, hayatta da anlamlar aynı. Ve bize koymaz ayrı düşmek, yürekler bu kadar sevdikçe....

 

Bu ay dostumun doğum günü, o papatya mevsimini sever, ben loresima...

Bugün nisan gözlerinden eskinin acısı yüreğinden, yeni yaşın umutluluğu.

Doğum günün kutlu olsun ömrümün parçası.

İyiki doğdun iyi ömrümdesin.yeni yaşın mavilere bulasın seni...

Hilal

 

 

 

 

Yorum Yaz